Güneş, Renkler ve Biz: Psikolojik Üçleme

Güneş yaşamımızın önemli bir parçası. Yalnızca fiziksel veya biyolojik açıdan değil, psikolojik açıdan da üzerimizde büyük bir etkisi var. Bir Akdeniz sahilinde güneşin doğuşunu izlemek veya bir Ege kıyısında güneşi batırmak… Bunlar şimdilerde hepimizin hayallerini süslese de bir dönem yaşattığı keyif hala damağımızda.

Peki güneş üzerimizde psikolojik olarak neden bu kadar güzel bir etkiye sahip? Neden hepimiz güzel bir an yakaladığımızda gökyüzüne bakmaktan kendimizi alıkoyamıyoruz? Bu soruya tam ve net bir yanıt verebilmek için psikoloji ve bilimin kıyılarına kendimizi atmamız gerekiyor. Hazırsanız önceliği bilime vererek başlayalım.

BİLİM

Renklerin ne olduğunu, bilimsel temellerini anlamadan üzerimizdeki etkilerini anlatmak pek doğru olmaz. Bu yüzden önceliği bilime vermek en doğrusu olacaktır ancak merak etmeyin, sizleri ışığın, optiğin ve fiziğin dünyasında derin çukurlara atmayacağım.

Renk Dalgaları

Işık, fiziksel olarak dalgalar halinde yayılır. Renkler de beyaz ışığın spektrumundan ortaya çıkan ışık dalgalarıdır. Beyaz ışık ve spektrum ilişkisini anlatmanın müzikal yolunu Pink Floyd The Dark Side of the Moon albümüyle bulmuş olsa da aşağıda göreceğiniz albüm kapağı aklınızda her şeyi canlandırmanıza yardımcı olacaktır.

Pink Floyd, 1973

Gerçek Renkler

Albüm kapağının anlatım gücüne hayranlığımız bir kenara dursun, bilimsel olarak ışık moleküller ile etkileşime girdiğinde dağılır, emilir veya yansıtılır. İşte bu süreç sırasında ışığın dağılım, emilim veya yansıma seviyesine göre gökyüzünde renkler oluşur. Örneğin ilkokulda yaptığımız resimlerde güneşi hep sarı çiziyor olsak da güneşimiz aslında beyaz renktedir.

Güneş ufukta ne kadar alçakta konumlanırsa güneş ışınları da atmosferde o kadar fazla molekülden geçecektir. Bu yüzden ülkemizde genellikle yaz aylarında daha beyaz-sarı tonlarına bürünen güneş, kış aylarında eğik bir açıya geçtiğinde daha turuncu-sarı tonlara bürünür.

Güneş ışınlarının atmosferimize çarparken geldiği açıya ve ışığın dalga boyuna göre gökyüzünde bazen beyaz bir güneş görürken, bazen 2014 yılında İstanbul’da çektiğim aşağıdaki resim gibi turuncu bir gökyüzü ile karşılaşabiliriz.

Objektifimden İstanbul, 2014

Gökyüzünün neden mavi göründüğünü sorduğunuzda alacağınız yanıt da yine aynı kaynaktan gelecektir. Mavi dalgalar atmosferde diğer dalga boylarına oranla çok daha fazla yayılır. Bu da atmosferdeki parçacıkların daha fazla mavi ışık yaymasına sebep olarak gökyüzünü mavi gösterir.

Bilimsel açıdan bu kadar bakmak yeter. Artık işin psikolojik boyutuna geçebiliriz.

PSİKOLOJİ

Sizlere gözlerinizi kapattırıp uzun uzadıya günbatımını, renkleri, gökyüzündeki bulutlara yansımasını uzun uzadıya tarif edebilirim. Belki kafanızda net bir görüntü bile oluşur. Ancak deneyimin kendisi, onun anlatımından daha değerlidir. Bu yüzden yazının devamında kendi deneyimlerinizi göz önüne alırsanız daha iyi bir aktarım sağlayabileceğimize inanıyorum.

Renk Duygusu

Renklerin duygularımız üzerinde birer etkisi olduğunu hepimiz bir yerlerden duyuyoruz.
 
Bir dağın tepesi veya yatak odanızın penceresi… Neresi olduğu fark etmeksizin gündoğumuyla birlikte gözlerinize vuran sakinleştirici ışığı bir düşünün. Ne kadar kaotik bir güne uyanıyor olursak olalım bir anlığına bile olsa durup gökyüzüne bakmanızı söyleyen renklerden bahsediyorum.
 
Genellikle gündoğumuyla birlikte mavi tonlar daha fazla etkileşime girmeye başlar. Üzerimize bir sakinlik veya dinginlik hissi geliyor olabilir. Mavi tonların kalp atışlarını “dinginleştiren” bir etkisi olduğunu ifade eden araştırmalar bir kenara dursun, bu hissin farklı bir yönünü güneşin turuncu tonlarında da yaşarız.
 
Güneşi turuncu-sarı arası bir tonda hayal edişimiz elbette boşu boşuna değil. Güneşin açısı biraz daha yükseldiğinde  mavi tonlar yerini sarı-turuncu tonlara bırakır. Bu tonlar da heyecan, şevk ve sıcaklık gibi pozitif duygulara yol açan birtakım etkiye sahiptir. Genellikle rahatlık veren nesneleri veya olayları “turuncu” renk ile kodlama eğiliminde olduğumuzu söylesem şaşırır mıydınız? Örneğin Pumpkin Spice Latte içerken ağzınızda oluşan o pamuksu tadı bir hatırlayın…
 
İster gündoğumunu isterseniz benim gibi günbatımını sevin, güneşin her iki halindeki renk etkileşimleri farklı olsa da üzerimizdeki pozitif etkisini artık daha iyi anlayabiliyoruz.
 

Doğanın Dengeleyici Yanı

Şimdiye dek sizlere yalnızca mavi ve turuncu renklerden bahsettim. Diğer renklere ne oldu sorusunu gelin hep birlikte soralım. Buradaki bağlantıdan aldığım “renk çarkı” denilen görseli incelemenizi ve mavi ile turuncu renklerin yerlerine dikkat etmenizi istiyorum.

Renk Çarkı

Mavi ve turuncu rengin birbirinden zıt taraflarda yer aldığını fark ettiniz sanırım. Bu renkler arasındaki diğer renklere “tamamlayıcı renkler” denir ve bunlar doğanın bizlere hazırladığı renk karışımlarını gözlerimizin sağladığı adaptasyon ölçütünde görünüyor. Yani gözümüzdeki hücreler, ana renkler dışındaki tüm renkleri seçebilmek için büyük bir çaba sarf eder.

Örneğin mavi renkte boyanmış bir duvara uzun bir süre baktıktan hemen sonra beyaz bir duvara bakarsanız gözlerinizdeki hücreler yorulduğundan ve mavi rengi bastırmaya çalıştığından beyaz duvarı turuncu bir noktayla birlikte görürüz. Gözlerimizin aşırı uçlu tonları işlerken harcadığı enerji onları yorar ve bir noktada rahatlamaya ihtiyacı vardır. İşte doğanın kendi içerisindeki geçişler, tonlar ve diğer renkler bu dengeyi sağlamak için büyük birer nimet olarak karşımıza çıkar.

Gözlerimiz, aşırı olan her şeyden uzaklaşıp rahatlamak isterken ona bu imkanı vermek, elbette psikolojimiz üzerinde de rahatlık hissiye beraber gelir. Bu yüzden ev dekorasyonunda özellikle renk tonlarının birbirlerini dengeleyici nitelikte olması bulunduğunuz ortamda rahatlama hissini yaşayabilmeniz için büyük bir önem arz eder.

Muhteşem Dünyamız

Dünyamız sadece renkleriyle değil; doğasıyla, düzeniyle ve biraz da kaotik yapısıyla bizleri büyüler. İnsanoğlunun avcı-toplayıcı dönemine bakıldığında güneşin etkisi ve önemli şimdikinden çok daha büyüktü. İnsanların görmesine olanak sağlayan, onları ısıtan ve tehlikeleri açığa çıkaran bir yanı vardı. Birçok coğrafyada güneşin kutsal yönüne inançlar hala devam ediyor. Aradan geçen evrimsel ve teknolojik gelişmelerle birlikte bugün güneşin bir yıldız olduğunu, neden mavi ve turuncu tonlarında ışıklarla yansıdığını biliyoruz. Ancak yine de içimizde yarattığı bu hisler hala devam ediyor. Atalarımızdan miras aldığımız bu hisler uzun yıllar boyunca hayatımızı bilinçli veya bilinçsiz bir şekilde şekillendirdi. Bundan sonra yaşamınızdaki ufak farklılıklarla size iyi geldiğini düşündüğünüz renk tonlarına daha fazla yer açabilmeniz umuduyla 🙂

Görsel Kaynak

Yazınsal Kaynak