Kullanıldığınızı Nasıl Anlarsınız?

İyi dostlar biriktirdim hepsi ailem oldu…

Şebnem Ferah’ın unutulmaz şarkı sözlerini hepimiz hatırlıyoruz. Belki yaşamımızın farklı noktalarında dile getirmiş de olabiliriz. Arkadaşlık bizler için önemli bir kavram. Bazen aile, bazen sosyalleşecek insanlar, bazen dert ortakları, bazen de birlikte gülüp birlikte ağladığımız insanlar… Bazılarıyla yaşam çizgimiz artık kesişmese de bir yerlerde iyi olduğunu bilmek yetebiliyor. Bu değerli duygunun ve ilişkinin gelin bir de karanlık yönüne bakalım. Bazen farkında olmadan bir esaret içerisine kapılmış olarak kendimizi bulabiliyoruz. 

Arkadaşlık Nasıl Olmalı?

Arkadaşlık ilişkisi temelde iki yönlü olmalıdır. Başka bir deyişle, karşılıklı olduğu hissi iki tarafta da oluşmalıdır. Verdiğiniz duygular ve emekler kadar karşılığında da benzer duygusal veriler elde edebilmelisiniz. Bazı arkadaşlıklardaysa, biri diğerine bağımlı hale geldiğinde, çarpık bir arkadaşlık oluşabilir ve biri diğerinin bilinçsizce emir ve yükü altına girdiğini hissedebilir. Sürekli bir arkadaşınızın dertleriyle ilgilendiğinizi, ama onun sizin dertlerinizle aynı şekilde ilgilenmediğini düşünün. Eminim bu durum hiç birimize yabancı gelmeyecektir. İşte bu karşılıklı akışın bozulması, ilişkideki dengeli durumu bozar ve aşağı doğru bizi çeker. Bir taraf yükünü boşaltıp rahatlarken diğer taraf onun duygusal ağırlığına ek olarak kendi yaşamının ağırlığıyla daha aşağıya çekilebilir. Bu durum uzun süre devam ettiğinde kavgalar, tartışmalar, ayrılıklar yaşanır ki bu nokta aslında bıçağın kemiğe dayandığı noktadır. Küçücük bir sebep olarak görülebilecek şeyler bir anda kendine bir çıkış yolu bulur ve büyük bir patlamaya dönüşerek ilişkiyi de, içindekileri de geri dönülemez bir ayrılığa, kavgalı vedalara yerini bırakabilir. Peki bu durumdan nasıl kaçınabiliriz? İşleri bu raddeye getirmeden önce yapılabilecek bir şey var mı?

Sınır Nasıl Çizilir?

 

Hayatın içerisinde çoğu zaman karşılaştığımız sorunların temelinde sınır problemleri yer atar. Duygusal olarak istismar edilen “duygusal esirler” kendilerini içinden çıkamadıkları bir çökkünlük veya yetersizlik hissiyle yaşamaya devam etmeye çalışırlar. Başkalarının sorunlarıyla boğuşurken fazla enerji harcadıklarından, kendi yaşamları içerisinde herhangi bir etkiye sahip olmak için gereken gücü toparlayamazlar. Terapide, bunu genellikle besleyici bir doğaya sahip olan ancak onları duygusal olarak rehin alan arkadaşlarla sağlıklı sınırlar çizme yeteneğinden yoksun olan danışanlar görüyorum. Duygusal olarak “rehin alınan” bir ilişkide kişi, her aramaya veya mesaja cevap vermek zorunda hisseder, dolayısıyla arkadaşının dramına, depresyonuna, veya anksiyetesine doğru çekilir. Yardım eden arkadaş, periyodik olarak yardım etmek isterken onları ayıran duygusal rehinlik durumu her zaman orada olmaları gerektiği inancıdır. “Dostumun kötü gününde yanında olmalıyım” inancının aslında çarpıtılmış ve kişiye zarar veren bir formundan bahsediyorum. Kriz yaşayan arkadaşları için duygusal çapa (çözüm) olamazlarsa, arkadaşlarının durumunun intihar noktasına gelebileceğini düşünürler. Yine de bu tür bir ilişkiye hapsolmak sürtüşme, gerginlik ve kızgınlık yaratır, çünkü dinamik karşılıklı bağımlılığı teşvik eder. Bağımlılık da yeteri kadar beslenmediğinde bizleri psikolojik gerginlik ile sınar ve bizi zorlar.

Aynı derecede problem yaratan şey, bu arkadaşlıkların, besleyici arkadaşın kendi sorunları hakkında konuşmak için diğer arkadaşa dönemediği bir süre içinde tek boyutlu hale gelebilmesidir. Danışanlarım, sıkıntılı zamanlardan geçtiğinde ve yaşam mücadeleleri yaşadıklarında, bu sebepten ötürü arkadaşlarına ulaştıklarında, arkadaşlarının kendilerine nadiren zaman ayırdığını ifade ederken çoğunlukla bir farkındalık da geliştiriyorlar. Sonrasındaki çalışmalarımız sınırı çizme ve yönetme becerileri geliştirmekle devam ediyor.

Kendinizi Nasıl Kurtarırsınız?

Kendinizi bu ilişkilerden kurtarmak zorlu bir süreçtir, ancak birinin sözde terapisti olmak istemediğiniz sürece, içinde bulunduğunuz rahatsız durumdan haberdar olmaları için bunu doğrudan arkadaşınızla konuşmak isteyebilirsiniz. Arkadaşınız olabilir; ihtiyaç duydukları zaman artık bağlı oldukları tek kişi olamazsanız, ihanete uğramış hissedebilir ve sizi bununla suçlayabilirler, ancak danışanlarıma birinin duygusal kurtarıcısı olmanın onların rolü veya sorumluluğu olmadığına dair yaptığım hatırlatmalar da çoğunlukla kabullenişle karşılık buluyor.

Bu muhtaç arkadaşlardan bahsettiğim bir başka yol da onlardan “otobüs durağı arkadaşları” olarak bahsetmektir. Esasen, sadece hayatlarında önemli sorunlar yaşadıklarında sizinle sohbet etmeyi veya takılmayı tercih ederler. Tıpkı otobüs durağında karşılaşıp ayrı otobüslere binip giden iki insan gibi davranarak arkadaşlığın “yakın ilişki ve iletişim” boyutuna önem vermezler. Hayat onların adına güzelce ilerlediğinde -otobüsleri geldiğinde- muhtemelen sizin ona olan ihtiyacınızı görmezden gelerek ve bunun için çeşitli gerekçeler göstererek -otobüsüm geldi- sizi orada bırakıp kendi yaşamlarının iyiliğine doğru yolculuğa çıkacaklardır. 

Tekrar bahsetmek gerekirse, gerçek arkadaşlıklar, dayanışma üzerine kuruludur. Tek taraflı değildir ama bir ilişki iki tarafın da birbirine gerektiği kadar yaslanabileceği şekildedir. Sağlıklı arkadaşlar birbirlerinin duygusal ihtiyaçlarını her zaman umursamak için sömürmez veya manipüle etmezler. Eğer kendinizi bu dinamiğin sömürülen herhangi bir yönünde bulursanız, veya belli arkadaşlarınızın tüm duygusal ihtiyaçlarınızı karşılamasını bekliyorsanız, profesyonel yardım almak için doğru zaman olabilir. 

Farkındalık Geliştirmek

Çoğu zaman sınır çizmek kolay değildir ve belirli bir takım alışkanlıklardan, duygusal beklentilerden dolayı dirençle karşılaşır. Üstelik karşı tarafla açıkça konuşmayı denediğinizde de muhtemelen “asla öyle olmadığına” dair çeşitli çarpıtılmış kanıtlara ikna edilmek isteyeceksiniz. Bu manipülasyona kapılmamak, sınırı doğru bir şekilde çizebilmenin en temel koşuludur. İletişimi tamamen koparma fikrine sıcak bakıyorsanız buna bir şey diyemem. Ama bazı durumlarda karşımızdaki kişi de sizi duygusal olarak esir aldığının farkında olmayabilir. Buradaki istisnalarla da zaman zaman karşılaşıyorum. Bunun ayrımını yapabilmek için çeşitli değişkenlerin farkında olmak gerekir ve bu farkındalığa ulaşmak da zaman, emek ve çaba gerektirir. Eğer kendinizi bu ve benzer durumların içinden çıkmakta zorlanırken buluyorsanız, profesyonel bir desteğe başvurmakta geç kalmamanızı önerebilirim.


Görsel Kaynak-1

Görsel Kaynak-2