Başarısız İlişkilerin Psikolojisi ve Aşk Acısı

Neden Aşk Acısı Çekeriz?

Yaşamımızın içerisinde doğru kurulmuş bir ilişki kadar bizleri mutlu edip doyuma ulaştıran çok az şey var. Bu yüzden çoğumuz güzel bir ilişkinin hayali ile yaşamımızı sürdürürüz. Bir insandan diğerine geçişte yaşadığımız süreçte pek azı bizim için “doğru insan” olarak karşımıza çıkar. Bu kişilerle kurulan ilişkilerin kalitesi de genel yaşam kalitemizi büyük ölçüde etkiler ve biçimlendirir. Peki ilişkilerimizde neden başarısız oluruz? Bu sorunun cevabını gelin birlikte inceleyelim…

Hayat Arkadaşı

Hayat arkadaşımız bizi yalnızca çok az insanın tanıyabildiği şekilde ve seviyede tanır. En büyük başarılarımızı, en derin krizlerimizi, korkularımızı ve mutluluklarımızı bilirler. En iyi halimizi takdir eden, en kötü halimizde destek olan partnerimiz bizi tüm eksikliğimize ve kusurlarımıza rağmen sevmeyi ve kucaklamayı seçer. Hayat arkadaşımızla kurulan bağ benzersizdir ve yaşamımızdaki en büyük güç kaynağımız olabilir. Yani, ilişki bozulana kadar.

En Yüksekten En Derine


İlişkimizin bozulmasının çok farklı sebepleri olabilir. Zaman zaman partnerler arasında bile ilişkinin bozulmasına sebep olan etmenler üzerinde açık bir uzlaşı sağlanamayabilir. Bir tarafın doğru bildikleri diğer tarafın ilişkiye inancını sarsabilir… Konu her ne olursa olsun derin bağlar kurduğumuz insanlardan geriye “aşk acısı” kalır. Zirveden derinlere doğru düştüğümüz aşk acısının aslında psikolojik bir süreç olduğunu bilmemiz gerekiyor.

Psikolojik Esneklik

İlişkimiz bozulduğunda yaşadığımız derin üzüntü ve acı çekme hali aslında “psikolojik esneklik” kavramından kaynaklanıyor. Karmaşık bir terim gibi görünmesine aldanmadan kısaca özetlemek gerekirse; zihnimiz hayatın zorlukları karşısında uyumsuz bir biçimde şekillenir. Yani hayatın önümüze getirdiği zorluklara uyum konusunda yaşadığımız problemler, psikolojik esnekliğimizin düşük olduğunun bir göstergesi sayılabilir.

Psikolojik esnekliğimizi kaybettiğimizde korkularımız, endişelerimiz ve kendimizden duyduğumuz şüphelere takılıp kalırız. Sonrasında bu hisleri yaşadığımız için kendimizi suçlayıp yargılarız. Bu da özgüvenimizi ve olaylara objektif yaklaşımımızı zedeleyen bir diğer etmen olarak karşımıza çıkar. Kendimizi daha iyi hissedeceğimiz durumlara odaklanmak yerine ruh halimiz, derin düşünceler ve anlık dürtüler bizi içine çekerek sağlığımıza ve iyiliğimize zarar verecek şekilde davranmamıza neden olur. Sürecin sonunda yaşam bizi teğet geçerken, bizler de günlerimizi otomatik pilotta yalnızca temel görevleri yerine getirerek yaşamaya başlarız.

Üzgün Müyüz?

Elbette çok değer verdiğimiz, her şeyimizi bilmesine müsaade ettiğimiz ve kalbimizi sonuna kadar açtığımız insanın hayatımızdan çıkması veya işlevsiz bir ilişkiyle hayatımızda olması bizleri üzebilir. Buradaki asıl fark bu üzgün ve işlevsiz hale takılıp kalmak ve çözüme yönelik sağlıklı psikolojik tepkiler verememektir. Yerinde, kararında ve ölçülü bir şekilde yaşadığımız her duygu bizler için sağlıklı psikolojinin göstergesidir. Yalnızca değişen durumlara esnek bir yapıda olabilmek bizler için asıl kriter olacaktır.

Psikolojik esneklikten yoksun olmak, kişisel yaşamın bir felakete dönüşmesi için temel kriterlerden bir tanesidir. Bu becerideki eksiklik bizleri anksiyete, depresyon ve hatta bağımlılığa kadar götüren birçok zihinsel probleme sürükler veya bunları kolaylaştırır. Yapılan bir araştırmaya göre psikolojik esneklik ile ilişkiler arasındaki bağı inceleyen psikologlar, ikisi arasında güçlü bir bağ olduğunu buldular. Yani psikolojik esneklikten yoksun kişilerin ilişkilerinde de başarısız olma ihtimallerinin daha yüksek olduğu sonucuna ulaştılar. Gelin bu araştırmanın bulgularını beraber inceleyelim…

Neler Oluyor?

Psikolojik esneklikten yoksun kişiler stres ve acıya ek olarak ilişkiden de tatmin olamama eğilimindeler. İlişkinin kendi koydukları kurallar çerçevesinde ilerlemesini şart koşan kişiler, bu kurallara uyacak bir partner bulduklarında da maalesef aynı tatminsizliği devam ettirebiliyorlar. Buna ek olarak ilişkinin içindeki duygusal destekleyici rollere daha az girmeleri, ilişkilerini tıpkı bir iş ilişkisi gibi yaşamaları da partnerlerinin ilişki tatminini olumsuz yönde etkiliyor. En kötü senaryoyu ele aldığımızda bu kişilerin partnerlerine karşı yıkıcı ve olumsuz davranışlar sergilemekten kaçınmadıklarını görüyoruz. Şiddete ve tacize kadar giden eksende psikolojik esneklikten yoksun olmanın büyük bir payı var. Sonunda da kendilerini ilişki içerisinde güvensiz hissedebiliyor ve partnerleriyle bağ kurma konusunda problemler yaşıyorlar.

Kısacası, psikolojik esneklik bizlerin yaşamımıza sadece acıyı ve ıstırabı davet etmekle kalmaz, aynı zamanda değer verdiğimiz insanlarla olan ilişkilerimizi de zedeleyebilir. Pek çok romantik ilişkinin başarısız olmasının nedeni, taraflardan birinin veya her ikisinin de psikolojik olarak esnek olmamasıdır. Partnerimiz veya kendimizle anın içerisinde olmak yerine onun duygusal dünyasına dair sorgulamalara girebilir, kendi dünyamızın derin duygusal ihtiyaçlarına odaklanabiliriz. Bu durumda yine sonuç değişmeyecektir. Karşımızdaki insanın bizim duygusal ihtiyaçlarımızı karşılamak için doğru insan olup olmadığını sorgulamak yerine yaşadığımız ilişkiden keyif almamızı sağlayacak “şimdi” kavramına odaklanmamız daha iyi olacaktır.

Psikolojik esnekliği kaybettiğimiz durumlarda ilişkiler içerisinde yapılması zorunlu olan konuşmaları yapmaktan kaçınabilir, bunları yapmak zorunda kaldığımızda da suçlayıcı, yargılayıcı ve bağırmaya eğilimli olabiliriz. Bunların duygusal tepkiler olduğunu düşünüyorsanız aslında pek de öyle değiller. “Üzüntü, yerini bir süre sonra öfkeye bırakabilir” cümlesinin doğrulup payı bir kenara dursun, bu tepkilerin tamamı esnekliğimizin olmadığını gösteren ve aslında “hayır ben her şeyin aynı kalmasını istiyorum” demenin farklı birer yoludur. Yine aynı sebeple ilişkiler için neyin iyi neyin kötü olduğuna doğru bir şekilde karar veremeden, partnerimize destek olamadan ve gelişme fırsatları olarak engelleri kullanamadan bir ilişkiyi yalnızca süresiyle ölçümleyip başarıyı zamana bırakabiliriz.

BU ŞEKİLDE OLMAK ZORUNDA DEĞİL!

Psikolojik Esneklik Becerileri Nasıl Kazanılır?

Yaşadığımız bu durumlar doğumla birlikte gelen bir rahatsızlık veya hastalık değildir. Aksine, tamamen değiştirilebilir bir durumdur ve bu şekilde yaşamımıza devam etmek doğru ve güzel bir yaşamı da ıskalamamıza yol açabilir. Yalnızca davranışlarımızı değiştirmek, düşüncelerdeki değişimi de beraberinde getireceğinden çözüm yolu aslında basittir. Psikolojik olarak bir destek almasak bile zihinsel esneklik becerilerini geliştirmek için çeşitli yollar öğrenebiliriz. Böylece yalnızca kendimiz için değil, içinde bulunduğumuz ilişki ve partnerimiz için de daha güzel bir kapı aralama şansı yakalayabiliriz.

Psikolojik esnekliği nasıl kazanacağımız konusunda ise bunların aslında bir dizi beceriden ibaret olduğunu ve tamamen öğrenilebilir olduğunu bilerek işe başlayabiliriz. Bunları iyi öğrenip uygularsak kendimizi daha mutlu ve daha uyumlu hale getirmek için güçlendirmekle kalmaz, aynı zamanda ilişkimizi de güçlendirebiliriz.

Psikolojik esneklik becerilerini kazanabileceğiniz tek bir yol bulunmuyor. Bunun için birçok alternatifiniz var. En doğrusu ben sizlere bunların neler olduğunu listeleyip esneklikten yoksun olmak yerine seçimi sizlere bırakacak bir dizi araştırmaya girişmenizi önereceğim. Çünkü psikolojik esneklik aslında tam olarak harekete geçmemizin de önünde bir engel olarak karşımıza çıkabiliyor. Bu yüzden ilk ödeviniz, bunu nasıl kazanacağınız konusunda kendinize uygun bir yol bulana kadar araştırma yapmanız. Bunun için çeşitli meditasyon uygulamaları, kitaplar, psikolojik beceri çeşitleri bulunuyor. En doğrusu size uygun olandır.

TERAPİ YÖNTEMLERİ

Kabul ve Bağlılık Terapisi (Acceptance and Commitment Therapy – ACT) ile çiftlere esneklik becerilerinin kazandırılması yeni bir şey değil. Bu esneklik becerilerinin kazandırılmasının etkinliğini ölçüp olumlu yönde sonuç veren araştırmalar da bulunuyor. Hal böyle iken tek başınıza veya çift olarak esneklik becerileri üzerine alacağınız destekler, sizleri çok daha kısa sürede doğru sonuca ulaştırmaya yardımcı olacaktır.

 


Görsel Kaynaklar:
People vector created by pch.vector – www.freepik.com
People photo created by lookstudio – www.freepik.com

Yazınsal Kaynak